soya 

Soya Proteini ve Koroner Kalp Hastalığı Riski

Koroner Kalp Hastalığı (CHD) çoğu gelişmiş ülkede başlıca ölüm sebebidir ve gelişmekte olan ülkelerde görülme sıklığı da gittikçe artmaktadır. ABD ‘de kardiyovasküler hastalıktan ölüm oranları yılda 1 milyonu aşmıştır ve bunun toplam maliyetinin de 120 milyon $‘ın üzerine çıktığı tahmin edilmektedir; bu değer hastalıklara bağlı en yüksek maliyeti temsil etmektedir; sigara içme ve hipertan siyon gibi CHD riskini artıran pek çok risk faktörü bulunmakla birlikte lipid anormallikleri başlıca faktörleri teşkil etmektedir. Düşük Yoğunluklu Lipoproteinin (LDL) aterosklerotik proseste merkezi bir rolü vardır. LDL, kan damarlarının duvarlarına nüfuz eder ve burada serbest radikaller tarafından okside edilir ve kan damarı lümenini bloke eden lapa benzeri bir madde halinde birikir; bu madde kan damarına da sızarak tromboza sebep olabilir. Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein (HDL) kolesterolünün komyucu bir etkisi vardır ve LDL oksidasyonunu önleyecek ve kan damarı duvarında biriken kolesterolü giderecek şekilde hareket eder.
Soya proteini çeşitli anti-aterojenik etkiler uygular. Birincisi, LDL kolesterol seviyelerini önemli ölçüde düşürür. İkincisi, HDL kolesterol seviyelerini yükseltir ; bu oldukça özgündür, çünkü yulaf kepeği tüketimi veya düşük doymuş yağ alımı gibi çoğu diyet müdahaleleri HDL kolesterol seviyelerini önemli ölçüde düşürmektedir. Üçüncüsü, soya fasulyesine özgü bitki kimyasalları olan soya izoflavonları, LDL’yi oksidasyondan koruyan antioksidan özelliklere sahiptir.
Meta-analiz yöntemleri. Soya proteini araştırmalarıyla ilgili olarak son zamanlarda yaptığımız meta-analiz (4), soya proteininin LDL kolesterol seviyelerini düşürmedeki gücünü açıkça göstermekte dir. Bu araştırmada, 730’dan fazla araştırma gönüllüsünün kullanıldığı 38 araştırmanın sonuçlarını analiz ettik. Bu incelemedeki ilk işlem, soya proteininin serum lipid seviyeleri üzerindeki etkilerini inceleyen klinik araştırmaların tümünü tanımlamak için basamak literatürü sonuna kadar taramak olmuştur. Daha sonra, araştırmanın analize dahil edilmesi için sıkı kıstaslar oluşturmamız gerekti. Bütün kabul edilebilir araştırmaların, titizlikle incelenen mesleki yayınlarda yayınlanan kontrollü klinik araştırmalar gibi yürütülmesi gerekti. Sonra da önemli bağımlı çıktı değişkenlerini (örneğin, serum kolesterolü) ve lipid cevaplarını etkileyebilecek önemli bağımsız değişkenleri (örneğin, soya proteininin tipi ve miktarı) belirlememiz gerekti. Bu bağımlı ve bağımsız değişkenler tanımlandıktan sonra bu ver- ileri araştırma raporlarından çıkardık ve tablo haline getirdik. Bu veriler tablo haline dönüştürüldükten sonra analiz için meta-analiz programına girildi.
Meta-analiz karmaşık bir istatistiksel prosestir. Iki inceleme (10, 11) bu prosesin bir genel görün tüsünü vermektedir. Verilerimizi kritik olarak değerlendirmek için, altı farklı meta-analiz yöntemi uygu ladık. Bu modellerin tümü benzer sonuçlar verdi ve dolayısıyla biz de analiz altındaki veriler için en uygun olan modeli seçtik. Veri sunumu için DerSimonian ve Laird yöntemi seçildi. Bu yöntem, soya proteini alımının serum lipidleri üzerindeki etkilerini gösterdi. Ancak, farklı bağımsız değişkenlerin etkilerini kritik olarak tayin etmek için, regresyon modellerini kullandık. Teknik olarak karmaşık olan bu prosesti, farklı bağımsız özelliklerin (örneğin, soya proteininin tipi ve miktarı) spesifik etkilerini tahmin etmek için iki aşamalı (sabit ve rastgele etkiler) regresyon modelleri kullanıldı.
Meta-analiz sonuçları. 730 araştırma gönüllüsünü içeren 38 araştırma analiz edildi. 34 araştırma sadece yetişkinleri, 4 araştırma da sadece çocukları içerdi. Bir soya proteini kaynağı olarak 20’si izole soya proteini, 15’i dokulu soya proteini ve 3’ü de izole ve dokulu soya proteini kombinasyonu kullandı. Soya proteini alımı ortalaması 47 g/gün’dü (17-124 g/gün aralığında) ve 15 araştırmada (%40) günde 31 grama eşit veya daha az soya proteini kullanıldı. 14 araştırmada test diyetleri tipik bir Batılı diyete benziyordu, 21 araştırmada ise diyetlerde yağ oranı (%30 enerjiye eşit veya daha az) ve kolesterol oranı (200 mg/gün’e eşit veya daha az) düşüktü. 19 araştırmada, soya proteini ve kontrol diyetlerinin, toplam yağ tüketimi, doymuş yağ alımı, kolesterol alımı ve ağırlığın korunması açısından karşılaştırılabilir olduğu düşünüldü.
Soya proteini alımı, serum kolesterolünde %9,3, serum LDL kolesterolünde %12,9 ve serum trigliseridlerinde de %10,5’lik bir azalma sağlamıştır. Bütün bu azalmalar istatistiksel açıdan önemliy di. Serum HDL kolesterol seviyeleri %2,4 artmıştır ve bu önemsiz bir artıştır. Bu bulgular oldukça istikrarlıdır, çünkü 38 araştırmanın 34’ünde soya proteini alımı serum kolesterol seviyelerini düşürmüştür.
    Serum lipidi değişiklikleri başlangıç seviyeleriyle oldukça ilgilidir (P < 0,00 1). Serum kolesterolü için taban çizgisi değeri, gözlenen varyansın %77’sini açıklamaktadır. Bu da göstermektedir ki, başlangıç serum kolesterol seviyesi, soya proteinine serum kolesterol cevabı için en güçlü ve en önem li belirleyicidir. Başlangıç serum kolesterol seviyeleri aşağıda belirtilen araştırma gönüllüleri için serum LDL kolesterolünde beklenen azalmayı hesapladık: normal, hafif hiperkolesterolemi, orta hiperkoles terolemi ve şiddetli hiperkolesterolemi. Normal başlangıç seviyelerine sahip gönüllülerde serum koles terolü azalması %7,7, şiddetli hiperkolesterolemi bulunan gönüllülerde ise %24’dü. Bu, daha şiddetli hiperkolesterolemi bulunan gönüllülerin soya proteini kullanımına cevabının daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Çoğu diğer bağımsız değişken veya özellik, soya proteinine serum lipidi cevabında önemli bir etki yaratmadı. Yetişkinler ve çocuklar benzer cevaplar gösterdi. Diyet tipi veya diyet değişkenlerinin uyumunun önemli bir etkisi olmadı. Soya proteini tipinin (izole soya proteinine karşı dokulu soya proteini) önemli bir etkisi olmadı. Özel bir istatistiksel proses kullanarak soya proteini miktarının önemli bir etkisi olduğunu gözlemledik. Bu analiz, günde 25 g soya proteini alımının serum kolesterolünü 8,9 mg/dl, 50 g soya proteini alımının 17,4 mg/dl ve 75 g soya proteininin 26,3 mg/dl düşürdüğünü göstermektedir. Ancak, araştırmamız,  günde 17-25 g soya proteini alımının serum kolesterolü seviyelerinde anlamlı bir etki yaratabileceğini göstermektedir.
Meta-analiz tartışması. Bu analiz, günlük soya proteini alımının yetişkinlerde ve çocuklarda serum kolesterolü konsantrasyonlarını önemli ölçüde düşürdüğünü göstermektedir. Serum kolesterolü seviyelerindeki ortalama düşüş %9,3 ‘dü. Serum kolesterolündeki her %1 ‘lik düşüş, tahmini kalp krizi riskini %2 veya %3 azalttığından (8), bu serum kolesterolü azalması CHD riskini %18-28 azaltabilir.
Soya proteini alımıyla serum kolesterolü seviyelerindeki istikrarlı azalma (38 araştırmanın 34’ünde görülür), Amerikan Kalp Birliğinin bu trendi nasıl görmediği sorusunu gündeme getirmektedir. Bu, genel bir analiz yapmak ve önemli trendleri tanımlamak amacıyla pek çok küçük araştırmadan sonuçları toplayabilen meta-analiz tekniğinin değerine de işaret etmektedir.
Bu araştırma, mekanizmaları hedeflememiştir; mevcut bilgiler incelenmiştir (4). Ancak, son zamanlarda yapılan araştırma, soya izoflavolarının, soya proteininin hipokolesterolemik etkisinde önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koymaktadır (12). Maymun araştırmaları aşağıda ele alınmıştır.

Maymun araştırmaları. Anthony, Clarkson ve arkadaşları maymunlarla üç araştırma yapmıştır (Bkz. Referans 4). Cynomolgus veya rhesus maymunlarının kullanıldığı bu araştırmalarda, soya izoflavonlarınca zengin soya proteini, serum lipidi konsantrasyonlarını önemli ölçüde etkilemiş, soya izoflavonlarının ekstrakte edildiği soya proteini ise minimum etki göstermiştir. Bu primat araştırmaları, soya izoflavonlarının, soya proteininin %60-70’ini açıklayabileceğini göstermektedir.