soya 

Siyah Soya Fasulyesinde Biyoflavonoidler

En yoğun soya fasulyesi üretim bölgelerinde, krem/sarı tohum kılıflı türler yerine siyah/renkli tohum kılıflı soya fasulyesi seçilmiştir. Siyah soya fasulyesinin geleneksel soya fasulyesi pazarlarında kullanım alanı sınırlıdır. Ancak, bu fasulyeler, tohum kılıfının kolay ekstrakte edilebilir dokuları için deki biyolojik aktif flavonoid kompleksi [ de oligomerik proantosiyanidinler (OPC)] açısından zengindir. Illinois Üniversitesinde, siyah soya türlerinde potansiyel yararlı antioksidanları araştırmak için yeni bir projeye başladık. Bu çok yönlü proje, soya fitokimyasallarının genetik ve kimyasal analizinde ve in vitro biyoflavonoid üretimi için hücre kültürü kültivasyonunda uzman araştırmacıları bir araya getirmiştir. Soyadaki antosiyanin/proantosiyanidin yollarını düzenleyen genlerin tanımlan masıyla ilgili geniş kapsamlı araştırma (Todd ve Vodkin, 1993 ve 1996; Thompson ve arkadaşlan, 1998) bu projenin yürütüleceği sahayı belirlemiştir ve aynı zamanda, Illinois Üniversitesindeki bir NSF Bitki Genomu Projesinin bir parçası olarak geliştirilmiş yeni bir mikrodonanım teknolojisini kullanarak bir seferde binlerce gen için yeni bir gen işaretleme çiftleri analizinin avantajlarından da yararlanacaktır. Bundan bağımsız olarak, Soyadan proantosiyenidinleri toplamamıza ve bunların tam biyoaktif potan siyelini kantitatif olarak belirlememize olanak sağlayan bir dizi uygun biyodeneyler ve zorlamasız kimyasal ayırma yöntemleri geliştirdik (Larson, 1997). Bu projenin esas amaç ve sonuçları, çok yüksek biyoflavonoid içerikli tohum türlerinin ve kültürlerinin tanımlanması, biyoflavonoid yoluyla ilgili yeni genlerin keşfi, flavonoid/OPC içeriğini değiştirmek için bu genlerin işaretlenmelerinin nasıl kullanılacağına dair geniş bilgi edinimi, yüksek OPC’li türlerin piyasaya sürülmesi ve yüksek değerli nutrasötik takviyeler olarak soya fasulyesi türevli proantosiyanidin kullanımıdır.
Siyah soya fasulyesinde, bilinmeyen, yüksek konsantrasyonlardaki biyoflavonoid fitokimyasalları olarak antosiyaninler (pigmentler), proantosiyanidinler, fiavonoller ve hidroksi sinamatlar yer almak tadır. Biyoflavonoidler arasında OPC’ler belki de en yüksek değerli bileşenlerdir, çünkü insanlarda kanser ve kardiyovasküler hastalığın önlenmesiyle yakından ilgilidir (Nick ve Greenblatt, 1999). Bitkiler tek OPC kaynağımızdır ve fitoterapik yararlar, pek çok diğer fonksiyonel gıdaya nazaran toplum tarafından iyi algılanmıştır. Çok sayıda araştırma proantosiyanidinlerin güçlü antioksidan kapa sitesini ortaya koymaktadır. Bugüne kadarki en güçlü OPC kaynakları çam kabuğu ve üzüm çekirdeği artık malzemeleridir. Bunlar yüksek hacimli, yüksek yararlı diyet takviyeleridir. Siyah soya ise, bugüne kadar diyet takviyeleri için potansiyel bir donör olarak tanınmamış, tohum kılıfında zengin bir kompleks OPC içeriğine sahiptir. Bununla bağlantılı olmayan adzuki (Vigna angularis) fasulyesi de yine bir OPC kaynağıdır ve izolasyon yöntemi açısından bir Japon patentinin konusunu teşkil eder. Adzuki fasulyeleri ve diğer siyah fasulyeler, sağlık açısından bilinen koruyucu özellikleri için denizaşırı tüketiciler tarafından sevilerek tüketilmektedir. Soya biyoflavonoid üretimi için gen tanımlamasında bugüne kadar yapılan çalışmalar, kampüste yeni genomik kaynakların mevcudiyeti, öz plazması (tohumda bulunan ve kalıtımsal özellilderi nakleden madde) için güçlü bir biyolojik analiz tarama sınırı ve genetik transfor masyon için hazır hedefler olarak kültür içinde biyoflavonoid üreten izole hücrelerin çoğaltılması için koşulların optimizasyonu (Kandil ve arkadaşları, 2000), bizi, fonksiyonel gıdalar ve diyet takviyeleri açısından yüksek değerli özel bileşik sınıfları üretimi için uygun sujlar tasarlayabileceğimiz ve seçe bileceğimiz noktaya getirmiştir.
Soya, insan sağlığının gelişimi için şaşırtıcı ve gereken takdirin gösterilmediği bir fonksiyonel gıda kaynağıdır. Soya fasulyesi XI. yy’da Çin’de insan diyetinde temel unsur olarak kullanılmış olmasına rağmen, bu ürünün tüm dünyaya yayılması ancak XX. yy’da olmuştur, fakat Batı ülkelerinde soya üretiminin çoğu hala yağ (insan tüketimi için kullanılır) ve yağı alınmış küspe (esas olarak hayvan yemi olarak kullanılır) üretiminde kullanıimaktadır.Ancak şimdi. yeni yüzyıla girdiğimiz dönemde soyalı gıdalar gıda endüstrisinin en hızlı büyüyen alanlarından biri haline gelebilmiştir (Golblitz, 2000). Global soya üretimi tahmini 150 milyon metrik tondur. ABD, dünyadaki toplam soya fasulyesi üreti minin hemen hemen yarısını üretmektedir ve ürettiğinin üçte birinden fazlasını da ihraç etmektedir (Liu, 2000). ABD Gıda ve İlaç dairesinin 1999’da soya proteininin kalp hastalığını azalttığı yönündeki sağlık açildamasını onaylamasından ve akademik araştırmacılar ile gıda teknolojisi profesyonellerinin yeni soyalı gıda ürünlerini piyasaya sürmede ve soyalı gıdaları mevcut ürünlere bir bileşen olarak eklemede büyük adımlar atmasından sonra soyalı gıda talebi şu anda en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Soya alımının katkıda bulunduğu çok sayıda diğer sağlık yararlarını vurgulayan literatür ve popüler basın raporları sayesinde talebin artmaya devam etmesi beklenmektedir. Soyalı gıda pazarının uzun soluklu olması, ABD gıda üretim firmalarını soyalı gıda/doğal gıda üreticileriyle yeni ortaklıklar kurmaya yöneltmiştir. Ayrıca, dokunulmamış soya proteininin (bir diyet takviyesindeki izole izoflavon ekstraktları) pek çok çeşitli açılardan kronik hastalıkla mücadelede kanıtlanmış bir kaynak olduğu da açıklığa kavuşmaktadır. Soyadan biyoflavonoid geri kazanımı yeni bir araştırma konusudur, fakat erken tespitler göstermiştir ki, siyah soya fasulyesinin tohum kılıfı mükemmel bir kompleks oligoemrik proantosiyanidin (proan tosiyanidinler için yeni tüketici taleplerini karşılamak amacıyla ağaç kabuğundan ve üzüm çekirdeği artıklarından geri kazanılan fitokimyasallar) kaynağıdır.